Hemodiyalizde Diyet Tedavisi

Hemodiyaliz hastaları için beslenme, besin seçimleri ve miktarları çok önemlidir. Yapılan araştırmalar diyaliz hastalarında beslenme bozukluğunun ölüm oranını artırdığı göstermektedir. Ne kadar sağlıklı beslenirse o kadar sağlıklı ve uzun bir ömür yaşanır. Doğru, dengeli bir beslenme düzeni yaşam kalitesini artırır ve harabiyeti azaltır. Diyaliz hastalarının enerji ve protein alımları belirlidir. Bazı vitamin ve minerallerin alımına veya yasaklanmasına dikkat edilmesi gerekir.

Protein ve enerji alımı: Diyaliz hastaları normal sağlıklı bireyler kadar günlük kalori almalıdır (35 kcal/kg/gün). Bu enerji hastanın kilo alıp vermeden kalmasını sağlayacaktır. Hemodiyaliz hastalarında protein alımı çok önemlidir. Hasta hiç diyalize başlamadan önce kısıtlı protein alabilir. Ancak bu alışkanlığını diyalize girmeye başladıktan sonra da sürdürmemelidir. Hemodiyaliz sırasında protein yıkımında bir miktar artış ve proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitlerin önemli ölçüde kaybı söz konusudur. Hastalardaki protein kısıtlaması beslenme bozukluğuna ve sonuçta çeşitli infeksiyonlara karşı vücut direncinde azalmaya neden olur. Bu nedenle hastaların yeteri kadar proteini, büyük kısmını da yağsız et ve yumurta gibi yüksek biyolojik değerli protein kaynaklarından almaları gereklidir.

 

FOSFOR: Fosforun kandaki oranının yüksek olması;

  • Uzun dönemde kemik kırılmaları ve eğilmelerine
  • Kalsiyumla birleşme sonucu damar tıkanıklığına, iyileşmeyen yaralara ve ağrılara neden olabilmektedir.

Diyetle fosfor kısıtlaması ve kan fosfor düzeyinin 5-5.5 mg/dl civarında tutulması son derece önemlidir. Diyetin fosfor oranını düşürmek zordur. Çünkü bütün proteinden zengin besinler fosfordan da zengindir. Bu nedenle besin seçimlerine ve miktarlarına çok dikkat etmeke gerekir. Diyetle alınan fosfor miktarını düşürmek için hastalar fosfordan zengin gıdalar (süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleri, karaciğer, fındık-fıstık, baklagiller ve kolalı içecekler) hakkında bilgilendirilmelidir.

  • Badem, ceviz, fındık, fıstık,
  • Süt, peynir, yoğurt gibi süt ve ürünleri,
  • Karaciğer,
  • Çikolata, kolalı içecekler.

Diyetinizde fosforu düzenlediğiniz zaman fosforun kemiklerimiz üzerindeki olumsuz etkileri önlenmiş olacaktır.
POTASYUM: Vücut sıvılarının dengesinin korunmasında ve normal vücut fonksiyonları için gereklidir. Diyette kısa süreli potasyumdan zengin besin kaçamaklarında bile ani yükselmeler gösterir. Hemodiyaliz hastalarının mutlaka uyması gereken diyet kısıtlamalarından biridir.
Yüksek potasyum düzeyi;

  • Kalpte ritim bozukluğu
  • Bacaklarda ani güçsüzlük hareket ettirememe
  • Nabızda yavaşlamaya neden olur
 Kan potasyum düzeyleri 6-6.5 mEq/1’nin üzerinde olduğu zaman, kalpde ritm ve ileti bozukluklarına yol açarak ani ölümlere neden olabilir.  Bu duruma karşı korunmak amacı ile hastalar baklagiller, narenciye, fındık-fıstık benzeri kuruyemişler, üzüm, muz, kayısı gibi ürünlerin neskafenin, çikolatanın potasyumdan zengin olduğu konusunda uyarılmalıdır. Ayrıca diyet tuzlarının içeriğinde de önemli oranda potasyum bulunmaktadır ve hemodiyaliz hastalarında kesinlikle kullanılmamalıdır. Hemodiyaliz hastalarının meyve ve sebze tüketim miktarlarına çok dikkat etmeleri gerekmektedir. sebzeleri pişirmeden önce haşlayıp suyu süzülerek yemek yapılmalıdır. 
Potasyumdan yüksek yiyecekler şunlardır:

  • Ispanak, semizotu, pazı, asma yaprağı, karalahana, patates, havuç, mantar gibi sebzeler;
  • Muz, kavun, kayısı, kivi, böğürtlen, kuru meyveler (kuru kayısı, kuru incir, kuru erik vb) gibi meyveler;
  • Çikolata, kahve, kakao, neskafe, pekmez, bulgur gibi diğer yiyecekler.

Sıvı alımı ve tuz:   Bu nedenle de tuzlu yiyeceklerden (salamura, turşu, zeytin, konserve vb) ve tuzlu yemeklerden uzak durmamız gerekir. Ayrıca diyet tuzlar da kullanılmamalıdır.

Hemodiyaliz hastaları mutlaka tuzsuz diyete uymalıdırlar. Tuzsuz diyete yeterince uyulmadığında hastada kaçınılmaz olarak susama hissinin artması nedeni ile su alımı da artacaktır. Günlük sıvı alımının (yemekle birlikte alınan dahil) 1.000 ml’yi geçmemesi amaçlanmalıdır. Fazla su alımı ayaklarımızda, ellerimizde, yüzümüzde şişmeye, tansiyonumuzda yükselmeye neden olur. Su kilosu olarak ifade edilen günlük tartı artışının 1 kg’ı aştığı durumlarda, hipertansiyon gelişmesi, kalpde büyüme ve ileri dönemlerde kalp yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Hemodiyaliz hastalarında en önemli yaşam kaybı nedeninin kalp hastalıkları olduğu göz önüne alındığında tuzsuz diyet ve sıvı alımının kısıtlanmasının önemi ortaya çıkar.

Yağlar ve özellikle kolesterol: Hemodiyaliz hastalarında ateroskleroz normal kişilere göre daha hızlanmıştır. Bu nedenle kolesterolü 200 mg/dl’nin üzerinde olan hastalarda düşük kolesterollü diyet önerilmelidir. Kolesterol bitkisel gıdalarda yoktur, sadece hayvansal kaynaklı yağlarda bulunur. Yumurta sarısında da yüksek oranda kolesterol bulunur, ancak yumurta akı hemodiyaliz hastalarında güvenle kullanılabilir ve zengin bir protein kaynağıdır. Kolesterol miktarını düşürmek amacı ile yemeklerde tereyağı yerine zeytinyağı, mısırözü veya ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.
Vitamin ve mineraller: Vitaminler (folik asit, B1, B2, B6, B12 gibi B grubu vitaminler, C vitamini) ve değişik mineraller (magnezyum, çinko, iyot, flor vb.) organların sağlıklı çalışabilmesi açısından gereklidir. Hemodiyaliz sırasında bu mineral ve vitaminlerin pek çoğu vücuttan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle kaybedilen bu vitamin ve minerallerin, başta folik asit, B grubu vitaminler ve C vitamini olmak üzere diyaliz sonrası alınması gerekmektedir.
Diyaliz hastalarında A vitamini zararlı olabileceğinden, hekime sormadan kullanılmamalıdır.
Hastalara diyetlerinin verilmesi ve izlenmesi açısından ideal olarak her diyaliz merkezinde bir diyet uzmanı bulunmalıdır.